Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Psikopat
Yazarı: Mihri Mavi
Yayınevi: Martı
Yayın Tarihi: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 512
Fiyatı: 25,00 TL


Arka Kapak


Aşk hiç bu kadar karanlık olmamıştı...

Bir tarafta zenginlik ve lüks içinde yaşayan Buket, bir tarafta herkesin korktuğu, tehlikeli ve insafsız Kağan! Buket'in hayatı babasının iflasıyla değişir ve eski kusursuz günlerini İzmir'de bırakarak zorlu bir yaşam süreceği Ankara'ya taşınmak zorunda kalır. Buket, çevresine ve yeni başladığı liseye uyum sağlamaya çalışırken öyle büyük bir hata yapar ki her tavrıyla belayı temsil eden Kağan'ın tüm dikkatini üzerine çeker.

Hiçbir sınır tanımayan Kağan, Buket'e olan öfkesini göstermekten geri durmaz. İkisi de birbirinden ölesiye nefret ederken, kaçınılmaz sona doğru adım adım yaklaşıp kendilerini imkânsız bir aşkın içinde bulurlar. Tehlike, bir gölge misali Buket'in üzerine çöktüğünde, Kağan'ın ürkütücü karanlığını aşkıyla aydınlatabilecek mi? Yoksa etrafını saran karanlığa yenilerek ruhunu siyaha kaptırıp yok olup gidecek mi? 




Yorumum

Kitabın arka kapak yazısıyla kitap hakkında birazda olsa bilgi sahibi olup, ne gibi olayların gerçekleşebileceğini az çok tahmin edebiliyorsunuz. Konusu ne kadar klasik olsa da okurken sizi içine çekmeyi başarıyor. Kitabın, Wattpad'den çıkmış olması sorun olmamakla beraber genç yazarların kitaplarını çıkarması benim hoşuma gidiyor. Herkesin kendine göre yazma anlayışı vardır ve farklı görüşlerin bizlerle buluşması okurlar için güzel bir şey. Sonuç olarak Wattpad hikayelerinin kitap olmasına karşı değilim.
Kitaba gelecek olursak lise öğrencisi olan Buket, babasını şirketinin iflas etmesi sonucunda yaşadıkları şehirden başka bir şehre taşınmak zorunda kaldılar. Lüks hayatı seven Buket yaşadığı olaylarla sonra arkadaşları ve sevdiği şehir olan İzmir'i arkasında bırakarak Ankara'ya taşınır. Ankara adımı atar atmaz nefret etmeye başlar. Fakat okulda Cansu adında bir kız ile tanışır ve artık hayatının kötü geçmeyeceğini anladığı sıra da karşısına Kağan çıkar..

Buket'in hayatında karmaşık durumlar çok fazla ve duygularını anlamakta zorluklar yaşıyor. Buket'in anlatmak istediğini içindeki duygularını kendisinin bile anlamlandıramadığı zamanlar bile oluyordu. Kağan'dan sonra kafası ise daha karışık hale geliyor. Kağan ciddi anlamda 'psikopat' kelimesine uyan bir karakter. Model olarak Felix Bujo'nun Kağan karakterini canladırması tam yerinde bir karar olmuş. Kağan'ın yaptıkları, hareketleri, davranışları Buket'i çileden çıkartıyor ve Kağan'a karşı gelmesine neden oluyordu. Karşısında kim olduğunu bilmeden hemen sinirleniyor ve o kişiye zarar veriyordu. Buket kendine hakim olamayarak hep Kağan'ın üzerine geliyor karşısında cesur görünmek istediğini göstermek istiyordu. Buket'in diklenmesi sonucunda hep zarar gören üzülen Buket oluyordu. Yan karakterlerden bahsedecek olursak Emre, Kağan'ların yanında dolaşan grubunun bir üyesidir.  En çok Emre'ye güvenen Kağan her sırrını ve olayları ona anlatırdı. Diğer bir karakter ise Cansu.. Buket'in sınıfta en iyi anlaştığı sıra arkadaşıdır.

Cansu'nun Emre'den hoşlandığını ve ilk başlarda sevgili olduklarını öğreniyoruz. Daha sonra ayrıldıklarını biliyoruz. Emre'nin bir şeyler sakladığını ve bunu Kağan'dan başka kimsenin bilmediğini ikinci kitapta öğreneceğiz. Cansu ile Buket'in hayatlarının benzemesiyle birbirlerine çok yardımcı oluyorlar ve destek çıkıyorlar.

Yazarın anlatımını ve olay sıralamasını çok beğendim. Sırların açığa çıkacağı ve heyecanın dorukta olduğu bir sonra kitabı sabırsızlıkla bekliyorum..

Puanlama

4 Yıldız: Güzeldi


Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Tess'in Gözyaşları
Özgün Adı: Tears of Tess
Yayınevi: Arkadya Bitter Yayınları
Türü: Roman
Çevirmeni: Arzu Sarı
Piyasa Fiyatı: 20,00 TL
Yayın Tarihi: Ekim 2015
Sayfa Sayısı: 496
Goodreads: 4.13


Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti.
Bir adama satıldım!

Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow’u Meksika’ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi.
Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan’la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.

Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, “Gözlerindeki karanlığı görüyorum,” diyordu. “O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor.”
Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.
                                                                                                                                                                       
“Şimdiye kadar yaptığınız tüm ‘en iyi kitap’ listelerini unutun ve bu kitabı en başa altın harflerle kazıyın. Yılın değil, yüzyılın en iyi kitabı.”


*Basın Bültenidir.

Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Çİ
Yazarı: Azra Kohen
Yayınevi: Destek
Yayın Tarihi: Temmuz 2014
Sayfa Sayısı: 318
Fiyatı: 19.00 TL



Arka Kapak

Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır.

Asla rahat bırakılmazsın.
Öylesine, anlamsız varolmazsın.
Mutluluğa saklanamazsın.
Öyleyse acına sahip çıkmalısın!
Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir.
Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.

Bu kitap 'kendine gelmek' için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.

Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekamülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır. Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.



Yorumum

Fi'nin devam yolculuğu kaldığı yerden devam ediyor. Sırada ki kitabın adı Çİ..
Birinci kitabın sonu öyle bir yerde bitti ki hemen diğer kitabı okumak için can atıyordum ve nihayet serinin ikinci kitabını yorumluyorum. İlk kitabı okumamış olanlar bu yorumu okumasınlar spoiler verebilirim. (her şey açığa çıkabilir :) )
Can Manay artık sonunda istediğine kavuşuyor. Birinci kitapta o kadar çok şey oluyordu ki artık kavuşmuş olmasına sevindim (acaba?) Duru ise artık Can Manay'a karşı koymaz ve kendini teslim eder. O kadar çok bağlanır ki Duru'ya yanından bile ayrılsa özler hale gelmiştir. Hastalık derecesine dönüşen kişiliği Duru için artık tehlikeli bir hal almıştır. Kendisinden başka kimsenin Duru'yu görmesini istemediğine kadar gelmiştir. Dans etmemesi için her yere engeller koymaya başlamıştır. Duru'nun hayatında danstan başka önemli hiç bir şeyi yoktur. Dans seçmelerine gittiği zaman hiç bir şekilde gruplara kabul edilememesi için Can Manay her şeyi ayarlamıştır. Dansını herkesin sevdiğini bilen Duru neden alınmadığını anlayamaz. Duru'nun aklına bile gelmez bunu Can'ın yaptığını. Can artık Duru'yu cinsel bir obje olarak görmeye başlar ve her saniye her dakika Duru ile çiftleşmek istemektedir. Deniz'in kendisine sevmediğine inanan Duru Can'ın bu ilgisi hoşuna gitmeye başlamıştır. Kitapta sevmediğim bu kısımlar çok fazla cinsellik içerik olması ve Can'ın doyumsuz bir insan olması kitabın sıkıcı olmasını sağladı. Can'ın bu kadar ilgili olması Duru'nun artık canını sıkmaya başlamıştır ve kendini artık özgür hissetmiyor kısıtlanmış bir etki yaratıyordu. Deniz'in bu durumlardan haberi olduğunu düşünen Duru ilgilenmediğini anlar. Fakat bir gün odaya girdiği zaman Can'ın eskiden evlerini görmesini sağlayan kameraların olduğu odanın kapısını görür. Eski kayıtlara bakarak o gece Can Manay'ın evine gittiği görüntüyü seyreder. Deniz, Duru'yu evde bulamayınca bahçede çaresiz yığılmış bir şekilde ağlayarak görür. Deniz'i bu halde gören Duru'nun içi sızlar, yanlış yaptığını anlar. Can'a gittiği ve onu seçtiği için pişman olur. Can Manay'dan o kadar çok nefret eder ki intikam almak ister. Duru artık Can'a o kadar kötü davranıyor ki kendinden geçiyor ve eski hastalığı tekrar ortaya çıkıyor. Yıllardır doktoru ve arkadaşı olan Eti yardım etmesine rağmen kendini toparlayamaz durumu daha kötü olmaya başlar. Bu durumdan  kurtulacak mı yada hala devam mı edicek kitabın sonlarına doğru öğreniyoruz..

Tüm bunlar yaşanırken Duru ve Can Manay'ı bir magazin programında birlikte gören  Deniz bunalıma girer ve şehri terk etmeye karar verir. Köye yerleşerek hiç bir para almadan çalışmaya başlar. Köyde sadece çocuklarla konuşur yetişkinlerle konuşmaz. Köydeki imamın vaaza cevap verdiğinde midesi bulanır. Yetişkinlerden bu kadar çok nefret ediyordur. Yaşamını sürdürürken çocuklara o kadar güzel cümleler söylüyor ki bu kitapta Deniz'in cümlelerini hep postit manyağı yapmış olabilirim :))  Her cümlesine ayrı ayrı sevdim ve gerçekten acısını öyle yaşıyor ki söyledği şeylerden anlayabiliyoruz.

Çıkardığı ve tutacağına inandığı dergi Darbe yine sansüre uğrar. Dergiyi almak için bayiye gittiği zaman ilk sayının çalıdığını öğrenir ve gizli bir numara sayesinde çalındığı yerin adresini bulmuştu. Adrese gittiği zaman dergilerin kapaklarının yırtıldığını ve sayılarının az olduğunu görür. Yeni kapak hazırlayarak sayısı az olsa bile satmaya başlar. İstediği satışı yakalayamayınca internet üzerinden dergiyi yayınlamaya karar verir. Bu olaylar yaşanırken ülkenin durumu daha da karışır insanlar sokaklarda eylemler yapmaya başlar. Derginin satış durumu kötüye giderken çalışanların paralarını nasıl ödeyeceğini düşünen Özge birden kendini eylemcilerin arasında bulur. Sokak o kadar çok karışıktır ki Özge daha hızlı yürüyecekken sırtına bir darbe alır. Polislerden çok kötü dayar yer. Yaşanan bu olaydan sonra Sadık'la yakınlaşmaya başlarlar. Özge'ye çok büyük bir teklif sunar. Acaba Özge teklifi kabul edecek midir? ( heyecanlı :) )

Danışman olan Bilge son zamanlarda Can Manay'ın durumunun tuhaflığına  üzülmektedir. Sokaklardaki eylemlerden dolayı uzun zamandır hoşlandığı Murat'ın polisler tarafından öldüresiye dövmeleri Bilge'nin içini parçalar. Murat'ın durumu nasıl olacaktır? Bilge, bunca yaşanan olaylardan sonra hayatı onu nereye sürükleyecektir?

Yine heyecanlı merakla beklediğimiz bir kitap devamıydı Çİ..   Aklımızda soruların olduğu cevaplanmayı bekleyen bir son oldu. Benim için yine heyecanlı ve okunması keyif verici bir kitaptı. Sonlarını öyle yerlerde bitiriyor ki o an bitiyorsunuz ve  'nerde bu son kitap' diye içinizi yiyip bitiriyor bu sorular. Mükemmel bir son, yine harika olaylarla benim için vazgeçilmez bir seri olduğu kesin. Sıra geldi yolculuğun son kitabı Pİ..
En kısa zamanda son kitabın yorumu gelecektir.

Beklemede kalın.. Sevgiler

Puanlama

5 Yıldız: Mükemmel




Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Fi
Yazarı: Azra Kohen
Yayınevi: Destek
Yayın Tarihi: Ağustos 2013
Sayfa sayısı: 600
Fiyatı: 28.00 TL


Arka Kapak

Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?



Yorumum

Kitap çok akıcı bir dille yazılmış ve okurken keyif alıyorsunuz. Bir sonraki karakterin düşüncelerini yada başına gelen olayları merak ediyorsunuz. Kitap bölümler halinde her karakterin adıyla ayrılmış ve size okurken kolaylık sağlıyor.
Seride her kitabın adında ayrı bir karaktere benzetme şekli var.

Fi; bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği düşünülen geometrik ve sayısal bir oran bağlantısıdır. Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. İrrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1,618033988749894...'tür. Göze güzel gelen orantıyı temsil ettiği düşünülür.

İlk kitapta Can Manay, Duru'yu Fi'ye benzetiyor ve asıl hikaye Can Manay'ın Duru'yu görmesiyle başlıyor. Kitap kendi içinde bir çok karakteri ele alarak onları hayatlarını anlatıyor. Yaşamımızda bize farkındalık kazandırmak amaçlı ve kurgusu çok iyi anlatılmış bir kitap.
Kitabımızın ana karakteri Can Manay...Ülkede herkes tarafından tanınan, zengin bir psikolog ve ''Vizyon Terapi'' adında programı var. Çok hırslı, takıntılı ve istediğini elde edene kadar peşini bırakmayacak bir karatere sahip. Her gece farklı bir kadınla birlikte olmak için yeni bir ev almak ister ve asistanı Kaya'dan yardım ister. Evi görmek için şoförü Ali ile birlikte yeni eve giderler. Can, evi pek gezmek istemez ama yine de içeri girer. Evin bu kadar diğer evlerle iç içe olmasını sevmediği için evden çıkar bahçeye iner. Bahçenin aralık kısmı gözüne çarpar ve merak ederek yan bahçeye bakar ve daha önce hiç hissetmediği bir duygu bedenini sarar o andan itibaren evi almaya karar verir.

Duru, son sınıf öğrencisi bir dansçıdır. Hayatında sahip olabileceği her şeye sahiptir. Tutkuyla yaptığı dansı ve onu canından çok seven müzisyen sevgilisi Deniz...
Deniz, karakterini sevdiğimi söyleyebilirim. Gerek başlarda bana çok aptal ve önünde olan biteni anlamayacak kadar kör olduğunu düşündüm ki 1. kitapta hep öyleydi benim için. Daha sonralarda seriye devam ettiğim zaman anladım. Deniz, çok yakışıklı karizmatik Duru'yu çok seven bir adam.
Can, Duru'yu gördüğü andan itibaren aşık olmuş ve Duru için savaşmaya hazırdı, ne pahasına olursa olsun asla bırakmayacaktı. Ama karşısında çok büyük engeli vardı, Deniz.. 

Can benim için hep takıntılı kafasına koyanı yapan ve bazı durumlarda beni sinirlendiren bir karakter oldu. Duru ise baskınlığı az ama etkilidi. Denizi bırakmıyor ama bazı davranışları onu rahatsız ediyor. Başta esrar gibi..

Her güzel şeyin bir kusuru vardır. Duru, Can'ın ilgisinden dolayı rahatsız oluyor ama Can'ın umrunda bile değildi. (Hemen hemen her bölümde rahatsız etti böyle olması) Deniz'in bunları görmesini istiyor ama görmüyor Duru ise bir şey anlatmıyordu.Nerdeyse kitabın sonuna kadar hep böyle gidiyor. Ama o son yokmuydu. Hemen 2. kitaba başlama ve merak uyandırmaya başlayan bir final olmuştu.

Can Manay'ında sakladığı sırlar vardı. Başından beri Can'ı tanıyan ve ne zaman bir sorun çıksa hemen yanına giden geçmişi hakkında herşeyini bilen (sırları da dahil) Eti..

Kitap içinde bir diğer karakter ise Özge; savaşçı ruhu olan pes etmeyen bir potansiyele sahip. Gazeteci olan Özge Can Manay'la röportaj yapıcaktır. Fakat hazırlanan soruları sormakla çok tereddüt yaşıyor. Aslında Özge yerine iş arkadaşı ve aynı sektörde çalışan Aylin gidicekti röpotaja ama kaza geçirir. Soruları ise Aylin hazırlamış ve Can Manay hakkında bilmek istediği çok gereksiz sorularda vardı içinde. Özge gitmek istemez ama işi olduğu için mecburiyetten gider. Soruları sorarken Can Manay'a istemediği bir soru sorunca işinden kovulur ve piyasadaki hiç bir gazeteci işe almaz. Yine de pes etmez ve basın şirketlerinin başı olan Murat Kolhan'la iletişime geçer. Bir çok ünlünün sırlarını bilen Özge ''Darbe'' adında magazin dergisi çıkarır. Karşısına engeller çıkar ama yenilmeden savaşına devam eder..

Benim kitap içinde en sevdiğim ve duygularını içimde hissettiğim karaktere Bilge..
Şanssız doğmuş ama hayata tutunmaktan asla vazgeçmemiştir. Annesi yok ve Doğru adında otistik bir abisi vardır. Psikoloji dalında okuyan Bilge sınıfın başarılı öğrencidir. Başkalarının ödevlerini yaparak geçinen sıradan bir öğrenci olsada çok zeki ve bilgisini iyi kullanan birisi. Can Manay'ı etkilediği için yeni asistanı olarak işe alır Bilge'yi. Kendisi anlamasada Can Manay'ın yaşam enerjisi olur.

Son iki karakter ise pek sevmediğim iki zıt karater oldu. Deniz'in  bütün yaylı çalgıları çalabilen yetenekli bir öğrencisi vardır Ada. Yeteneğine rağmen oldukça ilginç birisi ve en önemli sorunu Deniz'e aşık. Görünüşü nedeniyle hiç bir erkek tarafından beğenilmez ve istenmez. Ada'yı sadece tek bir kişi fark eder. Göksel. İri yapılı ve okulda nerdeyse hiç kimse ile konuşmayan öğrenci bir balet. Ada'nın odada çaldığı müziği dinleyen Göksel Ada'ya hayran kalır ve sapkanlık derecesine kadar asla peşini bırakmaz ve neredeyse Ada'nın müziğini dinleyemeden bir gün bile geçiremez.

Kitabı çok beğendim özellikle kitaptaki ilişkiler olsun bize anlatılması gereken mesaj olsun çok güzeldi. Bir sürü güzel sözler vardı ve ben onları post-it ile nerdeyse hepsini işaretledim. Gerek konusu, gerek anlatımı çok yerindeydi. Serinin devam kitaplarını da inceleyeceğim ve size yorumlarımı paylaşacağım.

Alıntılar

Eti'nin şüpheleri iyice kabarmıştı, renk vermeden, Can'ın atlayacağını bildiği bir cümle kurdu, ''Bize en çekici gelen şeyler aslında en kontrol edemediklerimizdir.'' Can tam da Eti'nin düşündüğü gibi lafa dalıp, ''Bu zırvaları biliyorum, bana gelenlere ben de yaptım yıllarca bir sürü felsefe ama Eti, ait olduğunu hissettiğin hatta bildiğin birini görünce sarsılıyorsun.'' dedi.
(sf. 164)


Tohum gibi, içinde bir ağacın potansiyelini barındıranlar ama asla çatlama cesaretini gösteremeyip filizlenemeyenler, çatlayıp filiz gibi yeşerenler ama fidan olamayıp kuruyanlar, fidan gibi büyüyenler ama meyve veremeyenler, meyve verip ağaç olanlar ama meyve veren bir ağacın yeni meyvesindeki tohum olabilmeye kadar gidebilenler...
(sf. 354)


Puanlama

5 Yıldız: Mükemmel



       
              
                                      Geçmişinde kalan çocuk gelecekteki aşkı olabilir mi?

Kitap Bilgisi:


Kitap Adı: Lola ve Komşu Çocuk
Özgün Adı: Lola and the Boy Next Door
Seri: Anna and the French Kiss
Çevirmeni: Aslı Tümerkan
Yayınevi: Yabancı
Yayın Tarihi: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 320
Piyasa Fiyatı: 24,00 TL
Goodreads: 4.02




Eğer kitabı almadan önce okumak istiyorsanız ilk 2 bölümü aşağıdaki barkodu telefonunuzdan tarayıp okuyabilirsiniz.