kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Kayboluş
Yazarı: Ken Grımwood
Yayınevi: Koridor
Yayın Tarihi: 2010
Sayfa Sayısı: 333
Fiyatı: 18.00 TL
Goodreads: 3.70



Arka Kapak

Artık beyninin içine yerleştirilen küçük elektrotların kontrolündeydi...
Artık zihninin sessiz bölgeleri uyanıktı ve kendi sesinde ona ait olmayan bir çığlık işitiyordu; yüzyıl öncesinden gelen... kurnaz, duygusal ve cani ruhlu birinin zihninde ve bedeninde yankılanıyordu bu ses.

Epilepsi tedavisi gören Elizabeth Austin'in beynine minyatür elektrotlar yerleştirilmiştir. Elizabeth elektrotları kendisine verilen ufak bir cihazla aktif tutarak krizlerini kontrol edebilmektedir. Ve artık bırakmak zorunda kaldığı, özlediği hayata dönerek evliliğindeki sorunları çözmeye ve tekrar işine başlamaya hazır olduğunu hisseder. Buna karşın, ameliyatın bir parçası olarak son derece riskli olduğu halde fazladan elektrot yerleştirilmesine razı olur. Bu elektrotlardan biri uyarıldığında kendisine ait olmayan bir hayatı yaşamaya başladığını, başka bir bedende vücut bulduğunu fark eder. Doktorundan bu gelişmeleri saklayan Elizabeth, şimdiki ve önceki hayatı arasındaki geçişlerde bocalarken, keşfettiği yeni hayatın onu daha mutlu ettiğini hisseder. Ama bu hayatın hazırladığı korkunç oyunun içine çekildiğinden habersizdir.




Yorumum

Kayboluş, Ken Grimwood'un ilk kitabı olmasına rağmen sağlam kalemi sayesinde mükemmel bir kurguyu bizlere sunmakta. Ergenliğinden beri epilepsi hastalığını yenmek için uğraşan 26 yaşındaki Elizabeth'in deney üzerine kurulu tedavisini kabul etmesiyle kitabımız başlıyor. Elizabeth'in beynine epilepsi geçiren bölgelerine mikro elektrotlar yerleştiriliyor. Ve herhangi bir kriz durumunda tuşa basarak beyne gönderilen bir cihaz veriliyor. Her kriz öncesi burnuna gelen gül kokusu aldığında düğmeye basıyor ve kriz geçirmekten kurtuluyor. Kitap size olağanüstü gelebilir fakat gerçekmiş hissine kapılıyorsunuz ve sizi kitap içine sürüklüyor. Film gibi yazılan ve bilimkurgu kitapları içinde benim için en üst sıralarında yer aldığını söyleyebilirim.

Aslında epilepsi krizini azaltmak ve tedavi olmak için hastaneye yerleşmiş olsa da ameliyatı yapan doktorun başka bir amaç için Elizabeth'i kullanıyor olmasıdır. Hastanede yattığı süre içerisinde Dr.Garrick beynine yerleştirilen 12 farklı elektrotun şiddet akımlarıyla tek tek uyarılasını bekliyorlar. Farklı bölgelerde tepki olmazken sonuncu bölge uyarıldığında başka birinin hayatını yaşamaya ve izlemeye başladığını fark ediyor. 19.yüzyılda yaşayan Jenny Curran adında bir İngiliz kadını.

Dr.Garrick, bu hikayeyi Elizabeth'in uydurduğunu düşünüyorlar. Böyle bir durumun olamayacağını düşünen doktorlar deney sonuçlarını diğer yetkili kişilerle ve medya ile paylaşmaktan kaçınıyorlar. Dr.Garrick ve diğer doktorların kararıyla deneye son verilmesine hastanın yaşamının evinde kocasıyla olmasına bir şart ile izin veriyorlar. Nöbet krizini engellemek için verilen cihaza 12 numaralı elektrot ekleniyor (Diğer hayatı 'yaşaması' için izin verilen elektrot) ve düğmeyi kullandığı zaman diğer hayatı yazması için Elizabeth'e günlük tutmasını yaşananları yazmasını istiyor. Kocası elektrotu açmasını ve kullanmasını hiç istemiyordu. Gizli gizli kullanarak hemen hemen her gün açıyordu. Diğer yaşamı çok seviyor ve bağımlısı olmaya başlıyor.
Kitabın son 20-25 sayfası o kadar heyecanlı gidiyor ki bitirmemek için kendimi zor tuttum. Kitap kesinlikle mükemmeldi. Yazarın diğer kitaplarını da almayı planlıyorum.



Puanlama








Kitap Bilgisi

Kitap Adı: After
Yazarı: Anna Todd
Yayınevi: Pegasus
Yayın Tarihi: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 576
Fiyatı: 29.50 TL



Arka Kapak
Tehlikeli bir aşk
Asi bir aşk
Sonsuz bir aşk

Tessa Young on sekiz yaşında bir üniversite öğrencisidir; basit bir hayatı, mükemmel notları ve dünya tatlısı bir erkek arkadaşı vardır. Genç kız bütün hayatını gelecek planları üzerine kurmuştur; ta ki dövmeli ve pirsingli, serseri Hardin'le tanışıp bu planları altüst olana kadar.

1 milyardan fazla okura ulaştı. 11 milyon beğeni aldı. 6 milyon yorum yapıldı.
Kimsenin bitirmek istemediği bir hikâye, herkesin içinde yaşamak istediği bir dünya…



Yorumum

Wattpad' de okuduğum ve benim ilk hesabı açtığımda arkadaşımın tavsiyesiyle okumaya başladığım hikaye idi. Ama şu an kendime iyi ki okumuşum diyorum. Aynı zamanda kitabı elimde tuttuğum için ve yakın zamanda filmi çıkacağı için çok heyecanlıyım.
Kitabın konusuna gelecek olursak 18 yaşındaki Tessa' nın  hayatı her genç kızın isteyeceği mükemmel yaşantısı, harika bir erkek arkadaşı vardı. Ama annesinin bitiremediği üniversitede Hardin ile tanışana kadar (Washington Central Üniversitesi). Genel olarak kitaptaki olaylar üniversite çevresi ve büyük çoğunluğu partilerde geçiyor. Neredeyse her hafta sonu kardeşlik evinde parti düzenleniyor. Kardeşlik evinin üyeleri arasında Hardin' de vardır. Oda arkadaşı Steph, Tessa' nın bu zamana kadar partiye gitmediğini öğrendiği zaman onu da partiye götürmek için ısrar ediyor. Tessa sürekli Hardin ile göz göze geliyor ve aralarında farklı bir çekim olduğunu kitapta hissediyorsunuz.
Her ne kadar Hardin' den uzak olmak istese ve bunun için çaba gösterse de, yurt odasının anahtarının onda olması sürekli odaya girip yatağa yatması sinirlerini bozuyordu. Tessa başta Hardin ile arkadaş olabileceğini düşünmüş olsa da Hardin' in bu zamana kadar  kimseyle arkadaş olmadığını öğrenmişti. Artık onunla uğraşmayacağını kendine söylese de hep kendini Hardin' in yanında buluyordu. Naoh 'a bunu yapmayacağını ve içinden onu çok sevdiğini sürekli geçiriyordu.

Hardin' in babasının alkolik olmasıyla hiç bir zaman babasını sevmemiştir. Küçük yaşta anne ve babasının ayrılması üzerine yıllarca Hardin' e annesi çalışarak bakmıştır. Hardin' in ''kötü çocuk'' tarzında yazılmış ama diğer hikayelere göre hiç sıkıcı olmayan bir karaktere ve kurguya sahip. Tabi ki ileri ki sayfalarda Hardin' in  Tessa' dan sakladığı bir sırı öğreniyoruz. Ama baştan sona kadar sizi heyecanda bırakan 'acaba sonra ki bölümde neler olacak' diye sizi merakta bırak bir kitap olacağına eminim.
Kitap için anlatılanlar bu kadar mı?... Elbette değil ama daha fazla yorum yaparsam size bir şey kalmaz :) O yüzden en yakın zamanda sizin de almanızı öneriyorum. Pegasus Yayınları, Ocak Şubat gibi ikinci kitabı çıkaracağını söylediler. Umarım en yakın zamanda çıkar.  


Puanlama













Kitap Bilgisi

Kitap Adı: 4N1K
Yazarı: Büşra Yılmaz
Yayınevi: Epsilon
Yayın Tarihi: Kasın 2015
Sayfa Sayısı: 485
Fiyatı: 25,00 TL


Arka Kapak

Yaprak; küçükken, markette annesinden sürpriz yumurta istediği için bulgur reyonuna sıkıştırılıp çimdiklenenler, ilkokul önlüğünün altına eşofman giyip okula gidenler, yeşil silgisini diş izi yapanlar ve kırmızı kapaklı tüm dersler kitabının saman sayfalarını silerken yırtanlar kadar sıradan bir kız çocuğuyken; birlikte büyüdüğü dört çılgın erkek arkadaşı yüzünden akranlarından biraz farklı bir kız haline gelmiştir.

Dünyası, on iki yıllık dostları, gamzeli kahramanı Ali, tek ideolojisi3P (pizza, pijama, pislik) üzerine kurulu bir çılgın, Oğuz, sevgilisini kendi vesikalık resminden bile kıskanan demirli, Gökhan ve notları toplamda bile 100'e ulaşamayan çorap fetişisti tatlı çapkın Sinan'dan ibarettir. Kalbi dördüyle tıka basa dolu, hayatı onlarla rengârenk olduğu için aşka ne inancı vardır ne de ihtiyacı...

Ama bir gün rutin (!) hayatı, doğum gününde gelen bir paket ile tümden değişir. Paketin içinde, gizemli bir âşıktan gelen, kızımızın asla giymeyeceği türden gösterişli bir elbise ve içinde de bir not vardır.


Yorumum

Merhaba son zamanlarda kitap yorumu giremedim ve benim için kitap okuyamamak gibi yorum yazamamakta bir tür zorlu bir sınavdı. Sınav haftam olduğu için ve zorlandığımdan dolayı bu süre zarfında hiç kitap okuyamadım neredeyse. Akşamları sadece 1 saatlik arayla kitap okuma fırsatı buldum. En son 4N1K 'yı okuyarak bloğuma geri döndüm. Artık bol bol kitap yorumları geleceğinden emin olabilirsiniz :)

Wattpad'de okuduğum ancak kitap olacağını ve bölümler kaldırıldığından dolayı ara verdiğim kitabımı okumuş ve yorumunu giriyor bulunmaktayım. Wattpad kitaplarına karşı asla önyargım yok hatta her kişinin iyi yazdığı sürece kitabı yayınlamak ve yayınevlerinin bu kitapları almsı benim çok hoşuma gidiyor ve gittikçe genç yazarlar toplumumuzda yerini alıyorlar. Kitabı nerdeyse, Wattpad'de herkesin okuduğunu ve ilgimi çektiği için hiç tereddüt etmeden başladım ve iyi ki başlamışım diyorum. O kadar güzeldi ki..   Kelimelerin anlamları, karakterler arasındaki uyum ve konusundan kaynaklı olarak mükemmel bir kitap okuma keyfi sunuyordu bize.
Konusuna gelecek olursak Yaprak ve çocukluğundan beri tanıdığı dört tane arkadaşını hikayesini anlatan kitaptır.  Yakışıklılığı, çorapları, çapkınlığı ile ''Ben yüzümle geçinen biriyim'' demesiyle tanınan Sinan. Sevgilisini resminden bile kıskanan demirli yani, Gökhan. Tek ideali 3P (pizza, pijama, pislik) üzerine kurulu Oğuz. Ve gamzeli kahramanımız Ali..

Yaprak, hiç bir zaman diğer kızlar gibi Barbie bebekleriyle oynamayan her zaman ilkokul formasının altına eşofman giyen erkeklerle futbol oynayarak çocukluğunu geçirmiş bir kızdır. Hayatını annesinin aldığı pembe kazağı giymemesi ile başlayan ve kazağı değiştirmeye giderken hayatının değişeceğinden habersiz idi. Yolda giderken bir oğlan tarafından durdurulup onun hayatında olacağını bilmeden yardım etmişti. Doğum gününde gelen paket ile hayatının değişmesi, içinde asla giymeyeceği kırmızı gösterişli bir elbise ve içindeki not ile hayatı altüst olmaktadır.
Notta ise;
"Topuklu ayakkabılar sana göre değil, değil mi? Her zaman, Converse'lerine sığınan kızlardansın sen de. Bana geldiğin sürece, hangi ayakkabıyı giydiğini umursamıyorum. Ama... Bana aşık olduğunda, bu ayakkabıları giymek zorundasın. Çünkü yüzünün tam yüzümün hizasında olmasını istiyorum. O güzel yüzünü daha iyi görebilmek için... Bana aşık olduğunda, bana bu ayakkabılarla gel olur mu?"

Notu okuduktan sonra, şok olan Yaprak çocukların topuğu kırmasıyla aşkın ona göre bir olmadığını anlamıştır. Gizli hayranının (sırığın) okuldan biri olduğunu ve adının Barış olduğunu öğrenmiştir.
Başta Ali olmak üzere çocuklar Yaprak'ı kıskanmış ve Barış ile görüşmemesini söylemişlerdir. Birbirlerine aşık olana kadar iddiaya girmişlerdir. Her kaybedilen iddiada ceza verilecekti ama Yaprak her zaman kendinden emindi. Fakat Barış'ın verdiği cezalar, Yaprak'ın kız gibi gözükmesini sağlamaktı. Önce saçlarını açmasını ve okulda etek giymesini istemiştir. İddialar arttıkça Ali'nin içindeki kıskançlık daha farklı boyutlara ulaşıyordu. Kendini ve Yaprak'ın rahat etmesi için Bade diye bir kızdan hoşlandığını söylemiştir. Bade ise teklifi bekliyormuş gibi Ali ile çıkmaya başlamışlardır ama Ali, Bade'ye duygularının gerçek olmadığını söylemiştir. Ali kızlara karşı çok nazik ve zarar verilmesine karşı olan birisi olduğu için Bade ile bir çocuğu tartışırken görmüştür. Bade'yi o halde gördükten sonra çocuğu dövmüş ve oradan ayrılmıştır. O çocuğu Yaprak'ın yanında görmesiyle saldırmış ve bıçaklanmıştır. Yaprak ise kendini suçlayarak Ali'ye bir şey olacağını, kaybedeceğini düşünmüştür. Ali iyileştikten sonra Yaprak'ın son cezası olan partiye Barış'ın aldığı ayakkabı ve elbiseyle gitmesi gerekmektedir. Ali, Yaprak'a söz verdiği için partiye Ali onu bırakacaktı. Ve Yaprak o zaman ilk defa kız gibi giyinmiş makyaj yapmıştı. Ali ise içten içe üzülüyordur.
Partide yaşananlar ve Ali ile olan konuşmalarını anlatmıyorum çünkü anlatılmaz anca okumanız gerekiyor. Ama sonu kesinlikle benim istediğim ki herkesin isteyeceği bir sondu. Devam kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum. Bu kitabı bizlerle sunduğu için Büşra Yılmaz'a teşekkür ediyorum..


PUANLAMA











Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Psikopat
Yazarı: Mihri Mavi
Yayınevi: Martı
Yayın Tarihi: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 512
Fiyatı: 25,00 TL


Arka Kapak


Aşk hiç bu kadar karanlık olmamıştı...

Bir tarafta zenginlik ve lüks içinde yaşayan Buket, bir tarafta herkesin korktuğu, tehlikeli ve insafsız Kağan! Buket'in hayatı babasının iflasıyla değişir ve eski kusursuz günlerini İzmir'de bırakarak zorlu bir yaşam süreceği Ankara'ya taşınmak zorunda kalır. Buket, çevresine ve yeni başladığı liseye uyum sağlamaya çalışırken öyle büyük bir hata yapar ki her tavrıyla belayı temsil eden Kağan'ın tüm dikkatini üzerine çeker.

Hiçbir sınır tanımayan Kağan, Buket'e olan öfkesini göstermekten geri durmaz. İkisi de birbirinden ölesiye nefret ederken, kaçınılmaz sona doğru adım adım yaklaşıp kendilerini imkânsız bir aşkın içinde bulurlar. Tehlike, bir gölge misali Buket'in üzerine çöktüğünde, Kağan'ın ürkütücü karanlığını aşkıyla aydınlatabilecek mi? Yoksa etrafını saran karanlığa yenilerek ruhunu siyaha kaptırıp yok olup gidecek mi? 




Yorumum

Kitabın arka kapak yazısıyla kitap hakkında birazda olsa bilgi sahibi olup, ne gibi olayların gerçekleşebileceğini az çok tahmin edebiliyorsunuz. Konusu ne kadar klasik olsa da okurken sizi içine çekmeyi başarıyor. Kitabın, Wattpad'den çıkmış olması sorun olmamakla beraber genç yazarların kitaplarını çıkarması benim hoşuma gidiyor. Herkesin kendine göre yazma anlayışı vardır ve farklı görüşlerin bizlerle buluşması okurlar için güzel bir şey. Sonuç olarak Wattpad hikayelerinin kitap olmasına karşı değilim.
Kitaba gelecek olursak lise öğrencisi olan Buket, babasını şirketinin iflas etmesi sonucunda yaşadıkları şehirden başka bir şehre taşınmak zorunda kaldılar. Lüks hayatı seven Buket yaşadığı olaylarla sonra arkadaşları ve sevdiği şehir olan İzmir'i arkasında bırakarak Ankara'ya taşınır. Ankara adımı atar atmaz nefret etmeye başlar. Fakat okulda Cansu adında bir kız ile tanışır ve artık hayatının kötü geçmeyeceğini anladığı sıra da karşısına Kağan çıkar..

Buket'in hayatında karmaşık durumlar çok fazla ve duygularını anlamakta zorluklar yaşıyor. Buket'in anlatmak istediğini içindeki duygularını kendisinin bile anlamlandıramadığı zamanlar bile oluyordu. Kağan'dan sonra kafası ise daha karışık hale geliyor. Kağan ciddi anlamda 'psikopat' kelimesine uyan bir karakter. Model olarak Felix Bujo'nun Kağan karakterini canladırması tam yerinde bir karar olmuş. Kağan'ın yaptıkları, hareketleri, davranışları Buket'i çileden çıkartıyor ve Kağan'a karşı gelmesine neden oluyordu. Karşısında kim olduğunu bilmeden hemen sinirleniyor ve o kişiye zarar veriyordu. Buket kendine hakim olamayarak hep Kağan'ın üzerine geliyor karşısında cesur görünmek istediğini göstermek istiyordu. Buket'in diklenmesi sonucunda hep zarar gören üzülen Buket oluyordu. Yan karakterlerden bahsedecek olursak Emre, Kağan'ların yanında dolaşan grubunun bir üyesidir.  En çok Emre'ye güvenen Kağan her sırrını ve olayları ona anlatırdı. Diğer bir karakter ise Cansu.. Buket'in sınıfta en iyi anlaştığı sıra arkadaşıdır.

Cansu'nun Emre'den hoşlandığını ve ilk başlarda sevgili olduklarını öğreniyoruz. Daha sonra ayrıldıklarını biliyoruz. Emre'nin bir şeyler sakladığını ve bunu Kağan'dan başka kimsenin bilmediğini ikinci kitapta öğreneceğiz. Cansu ile Buket'in hayatlarının benzemesiyle birbirlerine çok yardımcı oluyorlar ve destek çıkıyorlar.

Yazarın anlatımını ve olay sıralamasını çok beğendim. Sırların açığa çıkacağı ve heyecanın dorukta olduğu bir sonra kitabı sabırsızlıkla bekliyorum..

Puanlama

4 Yıldız: Güzeldi


Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Çİ
Yazarı: Azra Kohen
Yayınevi: Destek
Yayın Tarihi: Temmuz 2014
Sayfa Sayısı: 318
Fiyatı: 19.00 TL



Arka Kapak

Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır.

Asla rahat bırakılmazsın.
Öylesine, anlamsız varolmazsın.
Mutluluğa saklanamazsın.
Öyleyse acına sahip çıkmalısın!
Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir.
Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.

Bu kitap 'kendine gelmek' için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.

Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekamülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır. Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.



Yorumum

Fi'nin devam yolculuğu kaldığı yerden devam ediyor. Sırada ki kitabın adı Çİ..
Birinci kitabın sonu öyle bir yerde bitti ki hemen diğer kitabı okumak için can atıyordum ve nihayet serinin ikinci kitabını yorumluyorum. İlk kitabı okumamış olanlar bu yorumu okumasınlar spoiler verebilirim. (her şey açığa çıkabilir :) )
Can Manay artık sonunda istediğine kavuşuyor. Birinci kitapta o kadar çok şey oluyordu ki artık kavuşmuş olmasına sevindim (acaba?) Duru ise artık Can Manay'a karşı koymaz ve kendini teslim eder. O kadar çok bağlanır ki Duru'ya yanından bile ayrılsa özler hale gelmiştir. Hastalık derecesine dönüşen kişiliği Duru için artık tehlikeli bir hal almıştır. Kendisinden başka kimsenin Duru'yu görmesini istemediğine kadar gelmiştir. Dans etmemesi için her yere engeller koymaya başlamıştır. Duru'nun hayatında danstan başka önemli hiç bir şeyi yoktur. Dans seçmelerine gittiği zaman hiç bir şekilde gruplara kabul edilememesi için Can Manay her şeyi ayarlamıştır. Dansını herkesin sevdiğini bilen Duru neden alınmadığını anlayamaz. Duru'nun aklına bile gelmez bunu Can'ın yaptığını. Can artık Duru'yu cinsel bir obje olarak görmeye başlar ve her saniye her dakika Duru ile çiftleşmek istemektedir. Deniz'in kendisine sevmediğine inanan Duru Can'ın bu ilgisi hoşuna gitmeye başlamıştır. Kitapta sevmediğim bu kısımlar çok fazla cinsellik içerik olması ve Can'ın doyumsuz bir insan olması kitabın sıkıcı olmasını sağladı. Can'ın bu kadar ilgili olması Duru'nun artık canını sıkmaya başlamıştır ve kendini artık özgür hissetmiyor kısıtlanmış bir etki yaratıyordu. Deniz'in bu durumlardan haberi olduğunu düşünen Duru ilgilenmediğini anlar. Fakat bir gün odaya girdiği zaman Can'ın eskiden evlerini görmesini sağlayan kameraların olduğu odanın kapısını görür. Eski kayıtlara bakarak o gece Can Manay'ın evine gittiği görüntüyü seyreder. Deniz, Duru'yu evde bulamayınca bahçede çaresiz yığılmış bir şekilde ağlayarak görür. Deniz'i bu halde gören Duru'nun içi sızlar, yanlış yaptığını anlar. Can'a gittiği ve onu seçtiği için pişman olur. Can Manay'dan o kadar çok nefret eder ki intikam almak ister. Duru artık Can'a o kadar kötü davranıyor ki kendinden geçiyor ve eski hastalığı tekrar ortaya çıkıyor. Yıllardır doktoru ve arkadaşı olan Eti yardım etmesine rağmen kendini toparlayamaz durumu daha kötü olmaya başlar. Bu durumdan  kurtulacak mı yada hala devam mı edicek kitabın sonlarına doğru öğreniyoruz..

Tüm bunlar yaşanırken Duru ve Can Manay'ı bir magazin programında birlikte gören  Deniz bunalıma girer ve şehri terk etmeye karar verir. Köye yerleşerek hiç bir para almadan çalışmaya başlar. Köyde sadece çocuklarla konuşur yetişkinlerle konuşmaz. Köydeki imamın vaaza cevap verdiğinde midesi bulanır. Yetişkinlerden bu kadar çok nefret ediyordur. Yaşamını sürdürürken çocuklara o kadar güzel cümleler söylüyor ki bu kitapta Deniz'in cümlelerini hep postit manyağı yapmış olabilirim :))  Her cümlesine ayrı ayrı sevdim ve gerçekten acısını öyle yaşıyor ki söyledği şeylerden anlayabiliyoruz.

Çıkardığı ve tutacağına inandığı dergi Darbe yine sansüre uğrar. Dergiyi almak için bayiye gittiği zaman ilk sayının çalıdığını öğrenir ve gizli bir numara sayesinde çalındığı yerin adresini bulmuştu. Adrese gittiği zaman dergilerin kapaklarının yırtıldığını ve sayılarının az olduğunu görür. Yeni kapak hazırlayarak sayısı az olsa bile satmaya başlar. İstediği satışı yakalayamayınca internet üzerinden dergiyi yayınlamaya karar verir. Bu olaylar yaşanırken ülkenin durumu daha da karışır insanlar sokaklarda eylemler yapmaya başlar. Derginin satış durumu kötüye giderken çalışanların paralarını nasıl ödeyeceğini düşünen Özge birden kendini eylemcilerin arasında bulur. Sokak o kadar çok karışıktır ki Özge daha hızlı yürüyecekken sırtına bir darbe alır. Polislerden çok kötü dayar yer. Yaşanan bu olaydan sonra Sadık'la yakınlaşmaya başlarlar. Özge'ye çok büyük bir teklif sunar. Acaba Özge teklifi kabul edecek midir? ( heyecanlı :) )

Danışman olan Bilge son zamanlarda Can Manay'ın durumunun tuhaflığına  üzülmektedir. Sokaklardaki eylemlerden dolayı uzun zamandır hoşlandığı Murat'ın polisler tarafından öldüresiye dövmeleri Bilge'nin içini parçalar. Murat'ın durumu nasıl olacaktır? Bilge, bunca yaşanan olaylardan sonra hayatı onu nereye sürükleyecektir?

Yine heyecanlı merakla beklediğimiz bir kitap devamıydı Çİ..   Aklımızda soruların olduğu cevaplanmayı bekleyen bir son oldu. Benim için yine heyecanlı ve okunması keyif verici bir kitaptı. Sonlarını öyle yerlerde bitiriyor ki o an bitiyorsunuz ve  'nerde bu son kitap' diye içinizi yiyip bitiriyor bu sorular. Mükemmel bir son, yine harika olaylarla benim için vazgeçilmez bir seri olduğu kesin. Sıra geldi yolculuğun son kitabı Pİ..
En kısa zamanda son kitabın yorumu gelecektir.

Beklemede kalın.. Sevgiler

Puanlama

5 Yıldız: Mükemmel




Kitap Bilgisi

Kitap Adı: Fi
Yazarı: Azra Kohen
Yayınevi: Destek
Yayın Tarihi: Ağustos 2013
Sayfa sayısı: 600
Fiyatı: 28.00 TL


Arka Kapak

Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?



Yorumum

Kitap çok akıcı bir dille yazılmış ve okurken keyif alıyorsunuz. Bir sonraki karakterin düşüncelerini yada başına gelen olayları merak ediyorsunuz. Kitap bölümler halinde her karakterin adıyla ayrılmış ve size okurken kolaylık sağlıyor.
Seride her kitabın adında ayrı bir karaktere benzetme şekli var.

Fi; bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği düşünülen geometrik ve sayısal bir oran bağlantısıdır. Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. İrrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1,618033988749894...'tür. Göze güzel gelen orantıyı temsil ettiği düşünülür.

İlk kitapta Can Manay, Duru'yu Fi'ye benzetiyor ve asıl hikaye Can Manay'ın Duru'yu görmesiyle başlıyor. Kitap kendi içinde bir çok karakteri ele alarak onları hayatlarını anlatıyor. Yaşamımızda bize farkındalık kazandırmak amaçlı ve kurgusu çok iyi anlatılmış bir kitap.
Kitabımızın ana karakteri Can Manay...Ülkede herkes tarafından tanınan, zengin bir psikolog ve ''Vizyon Terapi'' adında programı var. Çok hırslı, takıntılı ve istediğini elde edene kadar peşini bırakmayacak bir karatere sahip. Her gece farklı bir kadınla birlikte olmak için yeni bir ev almak ister ve asistanı Kaya'dan yardım ister. Evi görmek için şoförü Ali ile birlikte yeni eve giderler. Can, evi pek gezmek istemez ama yine de içeri girer. Evin bu kadar diğer evlerle iç içe olmasını sevmediği için evden çıkar bahçeye iner. Bahçenin aralık kısmı gözüne çarpar ve merak ederek yan bahçeye bakar ve daha önce hiç hissetmediği bir duygu bedenini sarar o andan itibaren evi almaya karar verir.

Duru, son sınıf öğrencisi bir dansçıdır. Hayatında sahip olabileceği her şeye sahiptir. Tutkuyla yaptığı dansı ve onu canından çok seven müzisyen sevgilisi Deniz...
Deniz, karakterini sevdiğimi söyleyebilirim. Gerek başlarda bana çok aptal ve önünde olan biteni anlamayacak kadar kör olduğunu düşündüm ki 1. kitapta hep öyleydi benim için. Daha sonralarda seriye devam ettiğim zaman anladım. Deniz, çok yakışıklı karizmatik Duru'yu çok seven bir adam.
Can, Duru'yu gördüğü andan itibaren aşık olmuş ve Duru için savaşmaya hazırdı, ne pahasına olursa olsun asla bırakmayacaktı. Ama karşısında çok büyük engeli vardı, Deniz.. 

Can benim için hep takıntılı kafasına koyanı yapan ve bazı durumlarda beni sinirlendiren bir karakter oldu. Duru ise baskınlığı az ama etkilidi. Denizi bırakmıyor ama bazı davranışları onu rahatsız ediyor. Başta esrar gibi..

Her güzel şeyin bir kusuru vardır. Duru, Can'ın ilgisinden dolayı rahatsız oluyor ama Can'ın umrunda bile değildi. (Hemen hemen her bölümde rahatsız etti böyle olması) Deniz'in bunları görmesini istiyor ama görmüyor Duru ise bir şey anlatmıyordu.Nerdeyse kitabın sonuna kadar hep böyle gidiyor. Ama o son yokmuydu. Hemen 2. kitaba başlama ve merak uyandırmaya başlayan bir final olmuştu.

Can Manay'ında sakladığı sırlar vardı. Başından beri Can'ı tanıyan ve ne zaman bir sorun çıksa hemen yanına giden geçmişi hakkında herşeyini bilen (sırları da dahil) Eti..

Kitap içinde bir diğer karakter ise Özge; savaşçı ruhu olan pes etmeyen bir potansiyele sahip. Gazeteci olan Özge Can Manay'la röportaj yapıcaktır. Fakat hazırlanan soruları sormakla çok tereddüt yaşıyor. Aslında Özge yerine iş arkadaşı ve aynı sektörde çalışan Aylin gidicekti röpotaja ama kaza geçirir. Soruları ise Aylin hazırlamış ve Can Manay hakkında bilmek istediği çok gereksiz sorularda vardı içinde. Özge gitmek istemez ama işi olduğu için mecburiyetten gider. Soruları sorarken Can Manay'a istemediği bir soru sorunca işinden kovulur ve piyasadaki hiç bir gazeteci işe almaz. Yine de pes etmez ve basın şirketlerinin başı olan Murat Kolhan'la iletişime geçer. Bir çok ünlünün sırlarını bilen Özge ''Darbe'' adında magazin dergisi çıkarır. Karşısına engeller çıkar ama yenilmeden savaşına devam eder..

Benim kitap içinde en sevdiğim ve duygularını içimde hissettiğim karaktere Bilge..
Şanssız doğmuş ama hayata tutunmaktan asla vazgeçmemiştir. Annesi yok ve Doğru adında otistik bir abisi vardır. Psikoloji dalında okuyan Bilge sınıfın başarılı öğrencidir. Başkalarının ödevlerini yaparak geçinen sıradan bir öğrenci olsada çok zeki ve bilgisini iyi kullanan birisi. Can Manay'ı etkilediği için yeni asistanı olarak işe alır Bilge'yi. Kendisi anlamasada Can Manay'ın yaşam enerjisi olur.

Son iki karakter ise pek sevmediğim iki zıt karater oldu. Deniz'in  bütün yaylı çalgıları çalabilen yetenekli bir öğrencisi vardır Ada. Yeteneğine rağmen oldukça ilginç birisi ve en önemli sorunu Deniz'e aşık. Görünüşü nedeniyle hiç bir erkek tarafından beğenilmez ve istenmez. Ada'yı sadece tek bir kişi fark eder. Göksel. İri yapılı ve okulda nerdeyse hiç kimse ile konuşmayan öğrenci bir balet. Ada'nın odada çaldığı müziği dinleyen Göksel Ada'ya hayran kalır ve sapkanlık derecesine kadar asla peşini bırakmaz ve neredeyse Ada'nın müziğini dinleyemeden bir gün bile geçiremez.

Kitabı çok beğendim özellikle kitaptaki ilişkiler olsun bize anlatılması gereken mesaj olsun çok güzeldi. Bir sürü güzel sözler vardı ve ben onları post-it ile nerdeyse hepsini işaretledim. Gerek konusu, gerek anlatımı çok yerindeydi. Serinin devam kitaplarını da inceleyeceğim ve size yorumlarımı paylaşacağım.

Alıntılar

Eti'nin şüpheleri iyice kabarmıştı, renk vermeden, Can'ın atlayacağını bildiği bir cümle kurdu, ''Bize en çekici gelen şeyler aslında en kontrol edemediklerimizdir.'' Can tam da Eti'nin düşündüğü gibi lafa dalıp, ''Bu zırvaları biliyorum, bana gelenlere ben de yaptım yıllarca bir sürü felsefe ama Eti, ait olduğunu hissettiğin hatta bildiğin birini görünce sarsılıyorsun.'' dedi.
(sf. 164)


Tohum gibi, içinde bir ağacın potansiyelini barındıranlar ama asla çatlama cesaretini gösteremeyip filizlenemeyenler, çatlayıp filiz gibi yeşerenler ama fidan olamayıp kuruyanlar, fidan gibi büyüyenler ama meyve veremeyenler, meyve verip ağaç olanlar ama meyve veren bir ağacın yeni meyvesindeki tohum olabilmeye kadar gidebilenler...
(sf. 354)


Puanlama

5 Yıldız: Mükemmel