Kitap Bilgisi
Kitap Adı: Fi
Yazarı: Azra Kohen
Yayınevi: Destek
Yayın Tarihi: Ağustos 2013
Sayfa sayısı: 600
Fiyatı: 28.00 TL
Arka Kapak
Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.
Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.
Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?
Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.
Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?
Yorumum
Kitap çok akıcı bir dille yazılmış ve okurken keyif alıyorsunuz. Bir sonraki karakterin düşüncelerini yada başına gelen olayları merak ediyorsunuz. Kitap bölümler halinde her karakterin adıyla ayrılmış ve size okurken kolaylık sağlıyor.
Seride her kitabın adında ayrı bir karaktere benzetme şekli var.
Fi; bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği düşünülen geometrik ve sayısal bir oran bağlantısıdır. Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. İrrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1,618033988749894...'tür. Göze güzel gelen orantıyı temsil ettiği düşünülür.
İlk kitapta Can Manay, Duru'yu Fi'ye benzetiyor ve asıl hikaye Can Manay'ın Duru'yu görmesiyle başlıyor. Kitap kendi içinde bir çok karakteri ele alarak onları hayatlarını anlatıyor. Yaşamımızda bize farkındalık kazandırmak amaçlı ve kurgusu çok iyi anlatılmış bir kitap.
Kitabımızın ana karakteri Can Manay...Ülkede herkes tarafından tanınan, zengin bir psikolog ve ''Vizyon Terapi'' adında programı var. Çok hırslı, takıntılı ve istediğini elde edene kadar peşini bırakmayacak bir karatere sahip. Her gece farklı bir kadınla birlikte olmak için yeni bir ev almak ister ve asistanı Kaya'dan yardım ister. Evi görmek için şoförü Ali ile birlikte yeni eve giderler. Can, evi pek gezmek istemez ama yine de içeri girer. Evin bu kadar diğer evlerle iç içe olmasını sevmediği için evden çıkar bahçeye iner. Bahçenin aralık kısmı gözüne çarpar ve merak ederek yan bahçeye bakar ve daha önce hiç hissetmediği bir duygu bedenini sarar o andan itibaren evi almaya karar verir.
Duru, son sınıf öğrencisi bir dansçıdır. Hayatında sahip olabileceği her şeye sahiptir. Tutkuyla yaptığı dansı ve onu canından çok seven müzisyen sevgilisi Deniz...
Deniz, karakterini sevdiğimi söyleyebilirim. Gerek başlarda bana çok aptal ve önünde olan biteni anlamayacak kadar kör olduğunu düşündüm ki 1. kitapta hep öyleydi benim için. Daha sonralarda seriye devam ettiğim zaman anladım. Deniz, çok yakışıklı karizmatik Duru'yu çok seven bir adam.
Can, Duru'yu gördüğü andan itibaren aşık olmuş ve Duru için savaşmaya hazırdı, ne pahasına olursa olsun asla bırakmayacaktı. Ama karşısında çok büyük engeli vardı, Deniz..
Can benim için hep takıntılı kafasına koyanı yapan ve bazı durumlarda beni sinirlendiren bir karakter oldu. Duru ise baskınlığı az ama etkilidi. Denizi bırakmıyor ama bazı davranışları onu rahatsız ediyor. Başta esrar gibi..
Her güzel şeyin bir kusuru vardır. Duru, Can'ın ilgisinden dolayı rahatsız oluyor ama Can'ın umrunda bile değildi. (Hemen hemen her bölümde rahatsız etti böyle olması) Deniz'in bunları görmesini istiyor ama görmüyor Duru ise bir şey anlatmıyordu.Nerdeyse kitabın sonuna kadar hep böyle gidiyor. Ama o son yokmuydu. Hemen 2. kitaba başlama ve merak uyandırmaya başlayan bir final olmuştu.
Can Manay'ında sakladığı sırlar vardı. Başından beri Can'ı tanıyan ve ne zaman bir sorun çıksa hemen yanına giden geçmişi hakkında herşeyini bilen (sırları da dahil) Eti..
Kitap içinde bir diğer karakter ise Özge; savaşçı ruhu olan pes etmeyen bir potansiyele sahip. Gazeteci olan Özge Can Manay'la röportaj yapıcaktır. Fakat hazırlanan soruları sormakla çok tereddüt yaşıyor. Aslında Özge yerine iş arkadaşı ve aynı sektörde çalışan Aylin gidicekti röpotaja ama kaza geçirir. Soruları ise Aylin hazırlamış ve Can Manay hakkında bilmek istediği çok gereksiz sorularda vardı içinde. Özge gitmek istemez ama işi olduğu için mecburiyetten gider. Soruları sorarken Can Manay'a istemediği bir soru sorunca işinden kovulur ve piyasadaki hiç bir gazeteci işe almaz. Yine de pes etmez ve basın şirketlerinin başı olan Murat Kolhan'la iletişime geçer. Bir çok ünlünün sırlarını bilen Özge ''Darbe'' adında magazin dergisi çıkarır. Karşısına engeller çıkar ama yenilmeden savaşına devam eder..
Benim kitap içinde en sevdiğim ve duygularını içimde hissettiğim karaktere Bilge..
Şanssız doğmuş ama hayata tutunmaktan asla vazgeçmemiştir. Annesi yok ve Doğru adında otistik bir abisi vardır. Psikoloji dalında okuyan Bilge sınıfın başarılı öğrencidir. Başkalarının ödevlerini yaparak geçinen sıradan bir öğrenci olsada çok zeki ve bilgisini iyi kullanan birisi. Can Manay'ı etkilediği için yeni asistanı olarak işe alır Bilge'yi. Kendisi anlamasada Can Manay'ın yaşam enerjisi olur.
Son iki karakter ise pek sevmediğim iki zıt karater oldu. Deniz'in bütün yaylı çalgıları çalabilen yetenekli bir öğrencisi vardır Ada. Yeteneğine rağmen oldukça ilginç birisi ve en önemli sorunu Deniz'e aşık. Görünüşü nedeniyle hiç bir erkek tarafından beğenilmez ve istenmez. Ada'yı sadece tek bir kişi fark eder. Göksel. İri yapılı ve okulda nerdeyse hiç kimse ile konuşmayan öğrenci bir balet. Ada'nın odada çaldığı müziği dinleyen Göksel Ada'ya hayran kalır ve sapkanlık derecesine kadar asla peşini bırakmaz ve neredeyse Ada'nın müziğini dinleyemeden bir gün bile geçiremez.
Kitabı çok beğendim özellikle kitaptaki ilişkiler olsun bize anlatılması gereken mesaj olsun çok güzeldi. Bir sürü güzel sözler vardı ve ben onları post-it ile nerdeyse hepsini işaretledim. Gerek konusu, gerek anlatımı çok yerindeydi. Serinin devam kitaplarını da inceleyeceğim ve size yorumlarımı paylaşacağım.
Alıntılar
Eti'nin şüpheleri iyice kabarmıştı, renk vermeden, Can'ın atlayacağını bildiği bir cümle kurdu, ''Bize en çekici gelen şeyler aslında en kontrol edemediklerimizdir.'' Can tam da Eti'nin düşündüğü gibi lafa dalıp, ''Bu zırvaları biliyorum, bana gelenlere ben de yaptım yıllarca bir sürü felsefe ama Eti, ait olduğunu hissettiğin hatta bildiğin birini görünce sarsılıyorsun.'' dedi.
(sf. 164)
Tohum gibi, içinde bir ağacın potansiyelini barındıranlar ama asla çatlama cesaretini gösteremeyip filizlenemeyenler, çatlayıp filiz gibi yeşerenler ama fidan olamayıp kuruyanlar, fidan gibi büyüyenler ama meyve veremeyenler, meyve verip ağaç olanlar ama meyve veren bir ağacın yeni meyvesindeki tohum olabilmeye kadar gidebilenler...
(sf. 354)
Puanlama
5 Yıldız: Mükemmel



0 yorum:
Yorum Gönder